“Aşk ve nefret. Yaşam ve ölüm. Sır ve ifşa.
Her şey aynı anda ve zamansızdır. İşte deniz budur…”
Dünyanın Sonundaki Dünya, Moby Dick’i okuduktan sonra yaz tatilini
Patagonya’nın uçsuz bucaksız topraklarında seyahat edip balina
avlayarak geçirmek isteyen ve bereketli denizlerin kanlı gerçeğiyle
yüzleşen, on altı yaşındaki bir delikanlının büyüme serüvenini
anlatıyor.
İnsanlığın dünyayı nasıl da acımasızca sömürdüğünü ve açgözlü
şirketlerin balina avında sınır tanımadığını, kıtanın kanlı sömürge
geçmişini de es geçmeden ilmek ilmek işliyor Sepúlveda. Romanın
her zerresinde yazarımızın kadim kıtaya duyduğu sevgi, insanlarla
sınırlı kalmayıp her canlıya kucak açıyor.
Adayı kimse mesken tutmamıştı. Son derece sert ve düşmanca iklim, insanı uzak tutuyordu. Bazen düşünüyorum da, dünyanın yaratılış anına en çok benzeyen şey, işte o binlerce ada, adacık ve kayalık olabilir.
Çevirmen
Nüket Güntay Ersen
Renk Bilgisi
karışıkçokrenkli