“Bazen bir yarayı sarmaya çalışırken, yaranın sana ait olduğunu öğrenirsin.”
On bir yıllık eşi Bora’nın beklenmedik bir şekilde “Yıllardır maskeyle yaşıyorum,” diyerek ayrılmak istemesi,
Feray’ın hayatında derin bir kırılma yaratır. Dağılan evliliğinin, anlaşılmamanın ve isimsiz bir yalnızlığın
gölgesinde kalan Feray, şifa bulmak umuduyla çocukluğunun geçtiği ata toprağı Kayalıoğlu’na, baba evine
döner.
Ancak bu dönüş, yalnızca biten bir sevdanın yası değil; geçmişin, affetmenin ve kendini yeniden bulmanın
kapılarını aralayan eşsiz bir yolculuğun da başlangıcı olacaktır. Feray, babası Saffet’in geçmişinde sır gibi
saklanan “kayıp iki yılın” peşine düşerek kendini Antalya’nın Kumluca ilçesindeki Torosbahçe isimli devasa
bir çiftlikte bulur. Bilge bir kâhya olan Hüseyin’in dut ağacı altındaki rehberliğinde babasının izini sürerken,
okur da sarsıcı bir gerçeğe tanıklık eder: Saffet yalnızca yirmi yaşında ağalık yükü altında ezilen, öfkeli
veya kumarbaz bir adam değil; kendi içindeki boşluktan kaçan, sokaklarda açlıkla sınanan ve gururuyla
yüzleşen yorgun bir ruhtur.
Feray üçlemesinin bu çarpıcı ve duygu yüklü finalinde yazar Mine Zengil Sönmez, bizleri insan ilişkilerinin
en kırılgan noktalarına, sevgisizliğin değil ihmalin bitirdiği evliliklere ve kuşaktan kuşağa aktarılan sessiz
yaralara götürüyor. İnsanın en büyük savaşının dışarıdaki dünyayla değil, kendi içindeki korku, öfke ve
vicdanla olduğunu büyük bir edebi ustalıkla gözler önüne seriyor.
“İnsan kendine hükmetmeyi öğrendiğinde, artık kimseye hükmetmeye ihtiyaç duymaz.”
Kendi hikâyesini yeniden yazmak isteyenlerin, geçmişin yükünü sırtından bırakmaya hazır olanların ve
kaybettiği yerlerden çiçek açanların elinden sıkıca tutacak, uzun süre hafızalardan silinmeyecek bir roman...
Yazar Adı
Mine Zengil Sönmez
Renk Bilgisi
karışıkçokrenkli