Zaman tünelinde altmışıncı yaşıma doğru yol alan "genç" ömrümde beklemediğim "şey" kalmadı. Nice günler, delikanlılığımın genç kızlarını bekledim yıldızlı semalarında baharın. Nice geceler, yaldızlı sözcüklerle şiirimi dokumasını nur yüzlü bir karanlığın ve onun arka odasındaki tan yerinin. Umudu da bekledim, kederi de... Yalnızlığı da, acıyı ve sevinci de... Ama bir gün, "deprem"i bekleyeceğim hayatımın takvim yapraklarına düşmesini nereden bilebilirdim? İki gündür, bir elimde küçük bir defter, ötekinde bir kalem depremin gelmesini bekliyorum. Hiç olmazsa adresini alırım diye... Refik Durbaş, deprem gerçeğini bir edebiyatçı gözüyle aktarıyor.
Internet Explorer tarayıcısının 9.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz. Web sitemizi doğru görüntüleyebilmek için tarayıcınızı güncelleyebilirsiniz, güncelleyemiyorsanız başka bir tarayıcıyı ücretsiz yükleyebilirsiniz.